Narsist Kişilik Bozukluğu

Narsist Kişilik Bozukluğu: Narsizmin bir insan isminden geldiğini biliyor muydunuz?

Yunan mitolojisine göre sudaki yansımasını gören Narkissos kendine aşık olur ve ona ulaşma isteğiyle suya düşüp boğularak can verir. Narsisizm kelimesi ise ilk kez 1898 yılında psikanalitik kuramcı Ellis tarafından psikolojik bir kavramı açıklamak amacıyla kullanılmıştır.

Narsisistik kişilik bozukluğu (NKB), kişinin kendisine yönelttiği aşırı derecede şişirilmiş bir beğeniyle birlikte başkalarına karşı aşırı küçümseme, umursamazlık ve buna eşlik eden yüksek düzeyde eşduyum (empati) eksiliğiyle ortaya çıkan bir kişilik örüntüsüdür.

Şimdi herkes beğenilmek ister. Yaptığı işlerin takdir görülmesini diğer insanlardan farklı olmayı, başarılı olmayı ister. Peki o zaman herkes narsist mi? Burada narsist kişilik bozukluğu olan kişi ile olmayanı ayıracak anahtar kelime *empati*

Bu noktadan bakıldığında aslında en narsist birey bebeklerdir. Bebeklerin dış dünyaya sevgisini yöneltmeyi daha öğrenmemiştir. Empati kurma olgusu daha yoktur. Onun için önemli olan acıkması, susaması, üşümemesidir. Yaş ilerleyip çevresini tanımaya başladığı zaman eğer çocuk aşırı övülürse, sen herşeyin en iyisini yaparsın, herkesten iyisin gibi… Çocuğun sevgisi dışa yönlendirmesi baskılanmış olur. Bu yüzden narsist kişilik bozukluğu oluşmaya başlar.

Narsist Kişilik Özellikleri

narsist kişilik bozukluğu
narsist kişilik bozukluğu

Narsist kişiler için varsa yoksa kendi düşünceleri, kendi duyguları ve kendi çıkarları vardır. Başkasının ne düşündüğü, ne beklediği önemli değildir. Narsist birey için onlar bir araçtır. Günümüzde sosyal medyanın artış göstermesiyle narsist kişilik bozukluğu ivme kazandı dersek yanılmayız. Kişi takipçileriyle arkadaşlık kurmaktan ziyade fotoraflarını beğendirmek için bir araç olarak görüyor. Önce takip isteği atıp sonra çıkmasını yani sosyal medya lügatıyla UNF yapması bir narsizm örneğidir.

Aşağıdaki narsist kişilik bozukluğu olan bireylerin özellikleri sıralanmıştır.

  1. Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşıma, başarılarını ve
    yeteneklerini abartma, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekleme.
  2. Sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ya da kusursuz sevgi üzerinde kafa
    yorma.
  3. Özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanma.
  4. Çok beğenilmek isteme.
  5. Hak kazandığı duygusu taşıma. Kendisinin, özellikle kayırılacak olduğu
    bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentisi içinde olma ya da bu beklentilerine göre uyum gösterme.
  6. Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarları için kullanma ve kendi amaçlarına
    ulaşmak için başkalarının zayıflıklarını kullanma.
  7. Empati (eş duyum) yapamama. Başkalarının duygularını tanıyıp,
    tanımlama ve ihtiyaçlarının farkına varıp, bu ihtiyaçların giderilmesi konularında isteksiz olma.
  8. Çoğu zaman başkalarını kıskanma ya da başkalarının kendisini
    kıskandığına inanma.
  9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergileme; eleştirilere
    karşı öfke, utanç veya küçük düşme tepkisinde bulunma

Yorum Yazın