EQ (Duygusal Zeka)

EQ (Duygusal Zeka): İnsanları belli bir kalıba sokmaya bayılıyoruz. Siyah ve beyaz gibi her şey net olsun. Ama insan dediğimiz canlı ki bu hayvanlar için de geçerlidir, dar kalıplara sığmaz, sığamaz. İQ testinin moda olduğu zamanlarda öğrencileri iq testine tabi tutarak sınıflara ayırıyolardı. Düşük zeka, ortalama zeka, yüksek zeka…

Bu yöntem başta iyi gibi görünebilir. Nitekim sınıflara özel ders anlatımı yapılabilir. Ama bir sıkıntı var… Sınıflara ayırmada iq sizce yeterli bir yöntemmi? Yani çocukları sadece mantıksal zekalarına göre ayırararak sen düşük zekalısın demek ne kadar doğru?

Bence hiç doğru değil..

Düşünsenize düşük zekalı diye tabir edilen sınıfa giriyoruz ve karşımıza Mozart, Michael Jordan, Diego Maradona, Vincent Van Gogh gibi isimler çıkıyor. Aslında herkes dahidir yazısını okuyan ne demek istediğimi çoktan anlamıştır. Bu isimler spor zekası, müzik zekası gibi becerileri gelişkin olan insanlar.

İşte iq nasıl mantıksal/matematiksel zeka katogorisine giriyor ise, duygusal zeka olan eq ise sosyal zeka alanına giriyor. O yazımızda yüzeysel bahsetmiştik. Gelin burada eq olayını biraz daha açalım.​​​​​​​​​

Eq’su Yüksek İnsanların Özellikleri

Eq ilk olarak 1990 yılında Yale Üniversitesi’ndeki psikologlardan John D. Mayer ve Peter Salovey tarafından ortaya atılıyor. Daha sonra psikolog Daniel Goleman tarafından geliştiriliyor. Goleman’ göre iş hayatımızdaki başarımız eq’muzla doğru orantılıymış. Yani iq sizi işe aldırırken, eq yükselmemizi sağlıyor. Peki nedir bu eq ve eq’su yüksek insanlar ne yapar lar, ne yerler, kimdir bunlar?

Kendisinin ve başkalarının duygularını iyi anlayabilirler:​​​​​​​​​​​​​

Bazen insan kendi duygularını bile anlayamayabiliyor. Birine nasıl hissediyorsun dediğimizde bilemiyorum diyenleriniz olmuştur. İşte eq’su yüksek insanlar ne hissettiğini doğru analiz ederek, ruh halini iyi anlayabilirler. İş başkalarının duygularını anlamaya gelince durum dahada karışabiliyor işte burada da yüksek eq kendini göstermeye başlıyor. Bazan canımız sıkkın olsada belli etmemeye çalışırız ama bu insanlar siz ne kadar saklamaya çalışsanızda ruh halinizi çok iyi anlayabilirler.

Duyguların nedenlerini ve sonuçlarını iyi değerlendirebilirler:

Bu duyguyu yaşamasına hangi durumun, olayın neden olduğunu ve onun üzerindeki etkisini iyi analiz ederler. Yani duygularını kontrol edebilirler. Örnek verecek olursak sinir anlarında insanlar pişman olacakları sözler, fiiller yapabiliyorlar. Eq’ su yüksek insanlar bu tartışmanın çok küçük bir nedenle orataya çıktığını anlık duygusunun geçebileceğini ve pişman olacağı sözler sarfetmemesi gerektiğini bilir ve düşünmeden konuşmaz.

Duygularını doğru bir şekilde dile getirebilirler ve dışa yansıtabilirler:

Aristoteles’in bununla ilgili bir sözü vardır; “Herkes sinirlenebilir. Bu kolaydır. Fakat doğru kişiye, doğru seviyede, doğru zamanda, doğru bir amaç için ve doğru bir şekilde sinirlenmek ise o kadar kolay değildir…” der. O zamanlar eq kavramı yoktu ama burada aristoteles aslında tam olarak bu kavrama atıf yapmış. Eq’su yüksek insanlar duygularını gerekli yerde gerektiği gibi kullanır.​

İyi empati yaparlar:

Empati en kısa tanımıyla kendini başkasının yerine koymaktır. Olayları karşısındaki kişinin bakış açısından görebiliyor, onun hissetiklerini, ne yapabileceğini ve ne yapması gerektiğini anlayabiliyor. Bu nitelikleri sayesinde daha doğru kararlar verebiliyorlar.

İyi birer dinleyicidirler:

Yaşadığımız çağın en büyük iletişim sorunlarında biride anlamak için değil cevap vermek için konuşmamız. Tartışma esnasında dahi doğruyu ortaya çıkarmak için değil söz düellosunda üstün gelmek için konuşuyoruz. Yüksek eq’lu insanlar yersiz tartışmalardan uzak dururlar ve karşıkakini tam olarak anlamaya çalışırlar.

Kendilerini ve çevrelerini motive etmede etkilidirler:

Duygusal zekanın bir yönüde yaşamdan zevk alma yollarını aramaktır. Buna bir nevi bardağın dolu tarafından bakmak da diyebiliriz. Hedeflerine ulaşmak içinde herkesin pes ettiği anda kendilerini ve başkalarını motive edebilirler​​.

Sahip olduklarının değerini bilirler:

Şikayet etmenin mutsuzluktan başka hiçbir getirisi olmadığını bilirler ve hayatlarına şükrederler.

İQ ve EQ Farkı?

İQ ve EQ Farkı?

Öncelikle kimleri bu tür zeka tiplerinin iq’su düşük insanlara alternatif olarak algılar ve bu kavramlarının inandırıcı olmadığını düşünür. Onlar için varsa yoksa IQ vardır. Halbuki IQ insan zekasının çok küçük bir bölümünü ölçer. İşlem yapabilme, bağlantı kurabilme gibi bilgisayarında yapabildiği basit fonksiyonları… Gel gelelim bilgisayar bunları bizden çok daha iyi yapar. Nitekim 22 yaşında dünyanın en genç satranç şampiyonu, 190 IQ’lu Kasparov, satrançta bir bilgisayara kaybetmiştir. Sıradan bir bilgisayarın IQ’sunu ölçebilsek bizden kat ve kat fazla çıkacaktır.

Yapılan araştırmalara göre IQ oranın yaşamdaki başarıya katkısı %10’muş. IQ’su ortalamanın üzerinde olmasına rağmen başarılı olamayan pek çok kişi de durumun doğruluğunu kanıtlar nitelikte.

Sonuç

İlerleyen zamanlarda daha adını duymadığımız bir çok zeka tipi ortaya çıkacaktır. Baştada dedğim gibi insanları yine insanların oluşturduğu testlerle katogorize etmek yanlıştır. Hem tam olarak insan beyni hala büyük ölçüde gizemini korurken. Tam olarak çözümlenememiş bir yapının sürekli değişkenliği olan ve çeşitli türleri çıkan bir takım testlerin sonuçlarına göre yargılamak bence ne akla nede mantığa sığmaz.

Peki ne yapmalı?

Sevdiğimiz işler üzerine yeteneklerimiz doğrultusunda yoğunlaşmalı ve çalışarak kendimizi geliştirmeliyiz. Gerisini biz bilemeyiz, olacağı varsa zaten olur:)

Yorum Yazın