Sale https://www.hostingwatches.com. click for more replica rolex. why not try here replica watches. nice pharmacywatches.com. Under $49 fake rolex. go to these guys replica watches. visit this website fake rolex. over at this website https://www.accountingwatches.com/. best value replica watches. More Info informationwatches.com. he said https://www.educationwatches.com/. blog fake rolex. go https://www.testwatches.com. read here https://www.auctionswatches.com. have a peek at this website replica rolex. low prices replica rolex. 80% off https://www.attorneywatches.com/. 70% off replica rolex. visit site https://www.sexbreitling.com. many breitling watches replica.

AŞK ve SEVGİ NEDİR?

  Sevginin anlamı sözlüklerde ‘İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu olarak tanımlanır. Fakat sizce bu bu tanım sevgiyi anlatmaya yeterli kalır mı?

      Sevgi diye tanımladığımız duygu sadece karşıı cinse duyduğumuz yoğun haz değildir. Sevgi yöneldiği hedefe (vatan sevgisi, eş sevgisi, Allah sevgisi, ebeveyn sevgisi vb.) duyulan yoğun bağlılık hissidir.

       Peki aşk ve sevgi farklı şeyler midir?

      Aşk Nedir?

Aşk Nedir?

       Aşkın anlamı ‘ bir kimseye bir şeye karşı duyulan aşırı bağlılık duygusu veya iki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal çekim gücü, güçlü duygu olarak da tanımlanır.

        Görüldüğü gibi aşk ve sevgi hemen hemen aynı şeylerdir. Sadece sevgiden biraz daha ağır basmaktadır.

       Aşkı anlamak için önce *tarihsel sürecini*, günümüze kadar nasıl değiştiğini geçmişte mi yoksa şimdi ki zamanda mı aşkın değerinin bilindiğini öğrenmemiz gerekir.

Aşk Farsça bir kelime olup Aşeka dan gelmektedir. Aşeka Sarmaşık demektir.

       Sarmaşıklar ağaçları kuşatır onların besinlerine ortak olur bir süre sonra ağaçlar besinlerini paylaşmak zorunda kaldığı için yavaş yavaş ölmeye başlar. Sarmaşığın ağacı aşırı kuşatması onun hayatına ortak olması nasıl ağaca zarar veriyorsa bir kimsenin de başka bir kimseye bu kadar bağlanması karşılıklı zararlar verdiği için bu aşırı duygulara *Aşk* denmiştir.

      Peki bu tanıma göre kişilere hep zarar mı verir?

Tabii ki hayır! Her şeyin fazlası nasıl zararsa Aşkın fazlası da zarardır aşık olduğun kişiyi ya da bir şeyi sarmaşık gibi sararsan onun kendi yaşam alanını ihlal edersen işte o zaman zarar verir. Aşk seni hayatta tutar yaşaman için bu hayattan zevk alman için bir sebep olur. Bu sadece karşı cinsin birbirine olan bağlılığı değildir en çaresiz anında Allah aşkına sığınırsın ya da en mutlu anında annenin babanın aşkıyla bu mutluluğu çoğaltırsan kimsesiz olduğunu düşündüğün an karşı cinsten birine aşık olup yuva kurarsın ve aile olduğunda kimsesizliğin giderilir.

     Fakat aşık olduğun kişi ya da bir şeye fazla bağlanmak onsuz olamayacağını düşünmek hem sana hem karşı tarafa ciddi zararlar verir.

     Aşkı naif narin sınırlarınca yaşamak gerekir. Yaşarken kendinden ödün vermeyerek karşı tarafın yaşam alanını ihlal etmeyecek şekilde  yaşamak gerekir. İşte o zaman aşk güzeldir.

İlk Aşk Ne Zaman Ortaya Çıktı?

İlk Aşk Ne Zaman Ortaya Çıktı?

     Aşk hayatımızda yüzyıllardır varolmaktadır ve varolacaktır. ilk aşkın nasıl ortaya çıktığı belki tam bilinmemektedir. Fakat ilk insan olan Hz Adem ve Hz Havva’nın birbirlerine olan duygularını aşk olarak tanımlayabiliriz. Hz Adem’in Hz Havva için yediği yasak meyveyi ve Hz Adem’in Hz Havva’ya kavuşmak için Allah’a kalpten ettiği duaları aşk olarak tanımlayabiliriz.

       Daha Sonraları ortaya çıkan ‘Leyla ile Mecnun‘, ‘Ferhat ile Şirin‘, ‘Romeo ve Juliet‘ ve benzeri bir çok örnekler ortaya çıkmıştır.

      Mecnun Leyla için çöllere düşmesi, Ferhat’ın Şirin için dağları delmesi ve Romeo’nun Juliet için ölümü göze alması günümüze kadar gelen müthiş örnekleridir.

     Peki günümüz çağında da aşk bu şekilde mi yaşanmaktadır?

Toplumlar, bireyler, günümüz şartları teknoloji değişmektedir ve bu yüzden ister istemez aşkta değişmektedir.

    Stephen Mitchell;’ Sürekli değişim halinde olduğumuzdan aşk da hiçbir zaman aynı kalmaz’ diyerek aşkın değişkenliği ne vurgu yapmıştır.

     Aşk toplumsal bir olgudur. Bu yüzden toplumdaki değişimlerden etkilenmektedir. Çağlara, yüzyıllara göre aşkın kuralları biçimlenmektedir.

      İlk çağ döneminde;

Dünyanın farklı bölgelerinde Sümer, Akad, Babil, Mısır ve Roma İmparatorluğu olmak üzere birçok uygarlık hüküm sürdü. Bu uygarlıklarda yavaş yavaş yazının gelişmesi ve kanunlarla birlikte resmi evlilik kavramı ortaya çıktı. Romalılarda evlilik bir vatandaşlık görevidir ve eşlerin birbirleri ile iyi geçinmesi kanunlaştırılmaştır. Romalılar Aşk konusunda şiirler, yazılar, heykeller ve resimler yapmaktadır. Fakat aşkı tehlikeli olarak görmüşlerdir. Aşkı ‘şairlere özgü‘ kavram olarak nitelendirilmişlerdir.

      Ortacağ Döneminde;

Bu dönemde ise aşk tutkulu ve ayıp olarak algılanmaktadır. Aşka “Amor” deniyor ve kötü gözle bakılıyordu. Aşk yerine “Şefkat“, “caritas” sözcüğünü kullanıyorlardı. Çünkü şefkat onlara göre aşkın İyi ve sakin bir türüydü.

       Yeni Çağ döneminde;

Bu dönemde özellikle soylular sınıfında evlilik ciddi stratejik bir olay olarak görülmektedir. Fakat esas aşka atılan ilk adımları köylüler başlatmıştır Köylüler sınıfındaki evliliklerin temel nedeni aşk ve tutku olmaya başlamıştır.

       Yakın Çağ döneminde;

Yaşanan Dünya Savaşları, teknolojik yarışlar, bilimsel buluşlar gibi olaylar dünyanın seyrini değiştirmeye başlamıştır. Bu değişimle aşka olan bakış açısı da değişime uğramıştır. Önceleri erkeklerin eş seçme, istediğine aşık olma hakkı varken artık kadınlarda da bu hak tanınmaya başlanmıştır. Özellikle iş dünyasında kadınların rolü arttıkça sosyal hayatlarında da kendi seçimlerine yön verme hakkına sahip olmuşlardır. Kadınlarda aşık olmadığı bir erkeğe hayır deme hakkını elde etmişlerdir.

          Bu da günümüz de köklü değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Eski çağlarda erkekler aşık olduğu, istediği kadınlarla evlenirlerdi. Fakat günümüzde artık ( istisnai bölgeler hariç) kadının istemediği evlilikler yapılmamaktadır. Eğer erkek kadına ya da kadın erkeği aşıksa evlilikler işte o zaman gerçekleşme başlamıştır.

     Peki Aşk dediğimiz hep iki kişinin birbirine duyduğu yoğun duygudan  mı ortaya çıkar? Tek taraflı olmaz mı?

Tek Taraflı (Platonik) Aşk

Yüzyıllarda bahsettiğimiz günümüze kadar gelen bu aşk kavramı hep iki kişi arasında mı geçer?

     Leyla Mecnun’a aşıktı ve Mecnun Leyla’ya, Ferhat Şirin için dağları deldi Şirin’de Ferhat’ı bekledi… Peki ya Leyla Mecnun aşıkken  Mecnun Leyla’yı sevmeseydi? Ferhat Şirin için dağları delerken Şirin başkasıyla evlenseydi?

O zaman Leyla’nın veya Ferhat’ın aşkı gerçek olmaz mıydı?

       Tabii ki olurdu!! Çünkü kendi içinde yaşanan bir olaydır kendi içinde duyduğun yaşadığın yoğun duygu ve tutkudur aşk dediğimiz. Bu konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için platonik aşk yazımıza bir göz atmanızda fayda var…

       Eğer karşılıklı ise ne mutlu sana ama tek taraflı ise işte o zaman çok farklı üzüntü ve hayat seni bekliyor olacak.

     Bülbül gülü seviyor diye gülde Bülbüle sevmeli mi? Sevmiyor diye Bülbülün aşkı yok sayılır mı hiç?..